Temmuz 31st, 2008 admin
Psikiyatrist Dr. Gönül ERDAL kimdir?
Mezun Olduğu Okullar
Ankara Anadolu Lisesi
Ak.Ü.Tip Fakültesi
İhtisas Aldığı Yer
Bakırköy Ruh ve Sinir Hastaliklari Hastanesi
İş yeri
Ankara Yüksek Ihtisas Hastanesi
TEL :0312 3061510
Muayenehane
Tunalı Hilmi cad. 85/7 Kavaklıdere Ankara
TEL 0 312 426 76 18 -0312 467 63 00
CEP TEL :0532 2633480
Uzmanlık Alanları
Depresyon ve depresyon spektrumundaki hastalıklar
Anksiyete bozuklukları spektrum hastalıkları
Alkol bağımlılığı
Uyusturucu Madde bağımlılığı
Obsesif-Kompulsif Bozukluklar
Cinsel Islev Bozuklukları
Uyku Bozuklukları
Uyum Bozuklukları
Hipnoz
Biyografi:
Psikiyatri Uzmanı Dr. Gönül ERDAL 1966 yılında Ankara’da doğdu. Ortaokulu Ankara Atatürk Lisesinde tamamladıktan sonra Akdeniz Üniversitesi Tıp fakültesinden derece ile mezun oldu.
Mecburi hizmet sırasında örnek doktor seçildi ve sağlık ocağı ödülü aldı. Psikiyatri ihtisasını Bakırköy Ruh ve Sinir hastalıkları hastanesinde yaptı. 3. Avrupa uyuşturucu kongresinde bilimsel kurul görevi alan ve düzenleme ekip üyeliği yapan Dr. Gönül ERDAL, 1998 yılında sürücü aday ve silah ruhsatı muayene merkezi ve 2000 yılında ise madde bağımlısı sokak çocukları tedavi merkezinin başhekimliğini yaptı.
İngilizce terapi yapabilen nadir doktorlardan olan Gönül ERDAL ’ın çok sayıda yabancı yayını mevcuttur. Aynı zamanda Japonca da bilen Psikiyatri Uzmanı Dr. Gönül ERDAL yüksek ihtisas hastanesinde konsultasyon biriminde yer almaktadır ve sigara polikliniği kurucusudur.
Posted in psikiyatri, psikiyatri doktorları, psikiyatrist, psikiyatrist doktorlar, ruh sağlığı doktorları | No Comments »
Temmuz 14th, 2008 admin
İnsanların doğuştan yaratıcı oldukları ya da olmadıkları ve doğuştan yaratıcı olmayan bir insanın sonradan yaratıcı olamayacağı düşüncesi artık terk edildi.Bu konuda bireysel farklılıklar olabileceği ve uygun yönlendirmelerle yaratıcılığın geliştirilebileceği düşünülüyor.
Eğitimciler ve psikologlar,çocuklara ve gençlere uygun öğretim yaşantıları sunulduğunda,uygun koşullar yaratıldığında ve uygun teknikler kullanıldığında yaratıcılığın öğretilebilir olduğuna inanıyorlar.
Yaratıcılık konusuyla çok ilişkili olan alternatifli düşünme ve problem çözme becerilerinin de yaratıcılık gibi geliştirilebileceğine inanan görüşeğitim psikoloğu Paul Torrance’a ait.
Paul Torrance öğrencilere,sorunlara yeni çözümler üretebilme yollarının verilebileceğine,buna dayalı olarak da onların risk alabilmek ve özgün üretimlerde bulunmak gibi becerilerinin geliştirilebileceğine inanıyor.
Tabii ki kalıplaşmış öğretim programları çerçevesinde yaratıcılığın geliştirilmesine olanak yok.Psikologlar ve eğitimciler yaratıcılık adı altında bir dersle haftada bir kaç saat bu konu üzerinde çalışmanın da yeterli olacağına inanmıyorlar.Onların savunduğu yaratıcılığı geliştirecek çalışmaların her alana yayılmasının gerektiği ve öğretim programları yürütülürken alternatifli düşünmeye olanak tanıyacak uygulamalara zaman ayırmanın zorunluluğu.
Öğrencinin pasif kaldığı yani sırasında oturup yanlızca dinlemek ve öğretmenin sorularınadoğru yanıt vermek, ara sıra da verilenlerden sınav olmakla yükümlü olduğu sınıf ortamında, düşünce açıları geniş olan, alternatifli düşünebilen sorunlara yeni çözümler getirebilen, yaratıcı geçlerin yetişeceği düşünülemez.Yaratıcı gençler yetiştirebilmek için eğitimcilerin;öğrencilerin zihin sınırlarını zorlayabileceği sınıf ortamları yaratmaları gerekmektedir.
Yargılanacağından çekinen,düşüncelerine güleneceğini düşünen,öğretmenin yanlızca doğru yanıt beklediğine inandırılmış olan bir gencin yaratıcı olmasına olanak yoktur.
Yaratıcılık insan yaşamının her alanında uygulanabilecek bir beceridir.İş dünyasının bir çok alanı yaratıcılık gerektirdiğinden işyerleri elemanlarının yaratıcılığını geliştiren uygulamalar yapma yolunda çalışmalar yürütüp,bu konuya emek harcıyorlar.Bu emeğin karşılığı üretimin artması;çünkü yaratıcılık üretimi ve üretimdeki çeşitliliği artırıyor.
İş alanlarında kullanılan yaratıcılığı geliştirme tekniklerinden biri de “Beyin fırtınası estirme” uygulaması kolay ve kuralları basit bir yöntem olduğu kadar, insan zihninin sınırlarını zorlayan,düşünce sistemlerinde yeni açılımlar yaratan bir uygulama.Özellikle reklam endüstrisi gibi,ancak yeni fikirlerin başarıyı getirdiği iş alanlarında kullanılan bu teknik grup halinde uygulanıyor.Grup üyeleri bir lider tarafından biraraya getiriliyor.Ve verilen konu üzerinde fikir geliştirmek ya da bir soruna çözüm getirmek üzerine yönlendiriliyor.Fikirlerin ya da çözümlerin saçma ve acayip olması ise tercih nedeni.
Grup ürettiği fikir ve çözümleri birbiriyle paylaştığı sırada,bunlar üzerine yargılama yapmak
ya da alay etmek gibi yeni fikirlerin üretimini engelleyici davranışlar yasaklanıyor
Böylece grup üyelerinin kaygı ve endişe gibi duygusal etmenlerin engelleyici etkisini üzerlerinden atmalarına yardımcı olunuyor.Beyin fırtınası sırasında üyelerin olabildiğince çok sayıda fikir ve çözüm üretmesinin yanında diğer üyelerin ürettikleri fikir ve çözümleri geliştirmeye çalışmaları da teşvik ediliyor.
Beyin fırtınasının hareket noktası bireyin grup halindeyken tek başına ürettikleri çözümlere kıyasla daha yaratıcı çözümler üretebildiği görüşüne dayanıyor. Beyin fırtınası sırasında bireylerin birbirleriyle serbest olarak etkileşmeye yönlendirilmeleri de bu çalışmanın verimini artırıcı bir etken.Sunulan fikir ve çözümler uçuk olabilir, kullanım değeri olmayabilir;ancak,diğer grup üyelerinin düşüncelerini tetikleyici olması oldukça önemlidir.Amaç, düşünceleri geliştirmek ve bakış açısını değiştirmektir.Bu düşüncelerin değerlendirmesi uygulama tamamlandıktan sonra yapılır ve fikirlerden tercih edilmeyenler elenir.
Uygulamanın temel esprisi ilk aşamada üretilen düşüncelerin niteliği değil,niceliğidir.
Sorunun “Hayvanlara karşı duyarlılık nasıl geliştirilebilir?” olarak belirlendiği bir beyin fırtınasında 40 dakika süreyle üretilen yüzlerce düşünceden bir kısmı şöyleydi:
*Hayvan adıyla küfredilmesin,
*Herkes hayvan olarak yaşasın,
*Ali Babanın çiftliği şarkısı sık sık söylensin,
*Hayvan mahkemeleri kurulsun,
*Yeşilçam da bol bol hayvan filmi çekilsin,
Hayvanlara seçme ve seçilme hakkı tanınsın.
Bir başka beyin fırtınası uygulamasında ise sorun;
“Motorları stop etmiş ve demir atmış bir savaş gemisinin üzerine hızla yüzer bir mayın geliyor.Bu mayından kurtulmak için ne yapılabilir?” olarak belirlenmişti.çözümlerden bir kısmı şöyleydi;
*Bütün askerler güverteye çıksın ve eş zamanlı olarak var güçleriyle mayına doğru üflesinler.
*Bütün yangın hortumları güverteye çıkarılsın ve muslukları açılarak mayına doğru basınçla su sıkılsın.
Farklı bir uygulama da “Depremlerdeki risk nasıl azaltılabilir?” sorununa yönelik olarak yapıldığında gelen çözümler şöyleydi:
*Binalar deprem amortisörleri üzerine inşa edilsin
*Deprem paratonerleri kurulsun,
*Binalar yere değmeyecek şekilde askılar üzerine inşa edilsin.
Reklamcılık alanında uygulamalarına çok sık rastlanan bu yöntem başka iş alanlarında da kullanılabiliyor.Hatta Avrupa da dev şirketlerin yöneticileri, satış elemanları ve müşterileriyle stadyum büyüklüğünde alanlarda bir araya gelerek bu tür uygulamalar yapıyorlar.İş dünyasında sık rastlanan bu yöntemin eğitimde uygulamasının artırılması yoluyla önemli açılımlar sağlanacağı düşünülüyor.Eğitimden geçen gençlerin bakteriler gibi birbirinin tıpatıp aynısı özelliklerde birey grupları oluştururcasına aynı kalıba sokulmalarının; sınırlılıklar,tutuculuklar ve dar bakış açıları getirdiği artık kabul edilmesi gereken bir gerçek.Günümüzde bireylerin eğitimleri ilerledikçe özgünleşmeleri bekleniyor.
Beyin fırtınası estirmenin eğitimdeki uygulamalarına okul öncesi eğitimde rastlanabiliyor. Sonbahar konusunun işleneceği bir sınıf ortamında öğretmen bir gün önceden çocukları sonbaharla ilişkili olan bir şey getirmeleri ya da üretmeleri üzerine yönlendiriyor.
Ertesi gün sınıfta bahçeden topladığı kuru yaprakları,şemsiyesini ya da sonbahar meyvelerinden birini getiren,sonbahar resmi yapan,yağmurluğunu giyip okula gelen çocuklarla birlikte sonbahar üzerine düşünüp konuşuyorlar.Böylece çocuklar “Sonbaharda yapraklar dökülür,yağmur yağar,değişik meyveler çıkar” bilgisini kalıp halinde öğretmeninden almanın yaratacağı düşünce tembelliği tehlikesine maruz kalmamış oluyor.Üstelik de sınıfa getirdikleri nesneler üzerinde düşünüp konuşurlarken yeni açılımlar elde edip geniş açılı ve alternatifli düşünme gücünü kazanma yolunda da ilerlemiş oluyorlar.Bu örnekte, düşünme gücünü artırmada etkili olan yalnızca beyin fırtınası değil, çocuğun öğrenme etkinliğine aktif katılarak okula bir malzeme getirmesi ve bir anlamda bu uygulamayı yaşantısına sokabilmesi de önemli.
Beyin fırtınası konusunda araştırmaları olan Tony Buzan bir uygulama sırasında ortaya çıkan bir durumu şöyle özetliyor;”Londra’nın kenar semtlerinden birinde yaşayan,kafasının çalışmadığını düşünen ve bu düşüncesi öğretmeni tarafından pekiştirilen 8 yaşındaki bir çocuktan ‘mutluluk’ konusu üzerinde beyin fırtınası yaparak,ona hatırlattığı diğer kelimeleri yazması istendi.Çocuk 10 kelime yazdıktan sonra “Daha yazabilir miyim?” diye sordu.Olumlu yanıt alınca çok sayıda kelime yazdı ve üretmenin keyfiyle enerji kazandı.Oturuşu dikleşti ve bağırarak “ben akıllıyım ben akıllıyım “ dedi.Sanırım okuldaki eğitiminde bir aksama vardı”
Kaynak:defeneavu.azbuz.com
Posted in psikiyatri, psikoloji | No Comments »
Temmuz 14th, 2008 admin
Beyin fırtınası seanslarının başarıya ulaşması , dört yolgösterici unsurun belirlenip kullanılmasına bağlıdır . Bu unsurlar şunlardır :
1. Değerlendirmenin sonraya bırakılması
2. Serbest bir ortam
3. Miktar
4. Çaprazlama – Geliştirme
DEĞRLENDİRMENİN SONRAYA BIRAKILMASI
Herkesin - seans yöneticisi de dahil - düşüncelerin değerlendirmesini yapmayı seansın bitiminden sonraki bir zamana bırakması gerektiği anlamına gelir . Seans sırasında katılımcı , ne kendi ne de başkasının fikri üzerine değerlendirme yapamaz . Grup yöneticisi bu gibi durumlara izin vermemelidir .
SERBEST BİR ORTAM
Katılımcıların kendilerine koydukları sınırları kaldırmaları ve akıllarına geldiği gibi konuşabilmeleri anlamına gelir . İyisiyle kötüsüyle , akla uygun olanıyla olmayanıyla , bütün fikirler hesaba katılır ve kaydedilir .
MİKTAR
Seans sırasında ortaya fikirlerin değerlendirilmesinin sonraya bırakılmasıyla kalite tartışması da ertelenmiştir . Katılımcılardan , niteliğine bakılmaksızın mümkün olduğu kadar çok sayıda düşünce ortaya koymaları istenir .
ÇAPRAZLAMA – GELİŞTİRME
Katılımcıların öteki katılımcılar tarafından ortaya atılan düşünceleri ele alıp geliştirebilmeleri anlamına gelir . Katılımcıların seans sırasında ortaya attığı fikirler dokunulmaz değildir . Bu fikirlerin sadece sahipleri tarafından geliştirilmemesidir . Başka birinin düşüncesi sizin aklınıza başka birşeyin gelmesini sağlıyorsa onu söyler , geliştirir ve ileri götürürsünüz .
Bu kurallar seans boyunca hep göz önünde bulundurulmalıdır . Seans yöneticisi bu dört temel ilkeyi gruptaki herkese anımsatabilmeli ve kurallara herkesin uymasına sağlayacak kadar özgüvenli bir tavır sergileyebilmelidir .
BEYİN FIRTINASININ KADEMELERİ
Beyin fırtınası seansının altı kademesi vardır :
Sorunun belirlenmesi ve tartışılması
Sorunun yeniden tanımlanması
Yeni tanımlardan birinin temel alınması
Isınma turu
Beyin fırtınası
En akla gelmeyecek düşünce
Bu kademelerin herbiri önemlidir ve bir kademe tamamlanmadan diğerine geçilmemesine dikkat edilmelidir . Bu özellikle de sorunun yeni tanımlarından birinin çıkış noktası olarak ele alınacağı üçüncü aşama için önemlidir . Bu aşamadan önce beyin fırtınasına geçilmesine olanak verilmemelidir .
SORUNUN TANIMLANMASI VE TARTIŞILMASI
Seansa katılan herkesin , sorunun ayrıntılarını bir ölçüye kadar bilmesi beklenir . Topluluk içindeki üyelerin o sorun hakkındaki bilgileri değişik düzeylerde olabilir . Bu aşamada sorunun tanımlanması ve tartışılması , konuya daha az hakim olanlara sorunun niteliği hakkında belli bir bilgi vermek için kullanılır . Bu bilginin minimum miktarda olması önemlidir . Zira derinlemesine bilgisi olmayan katılımcılardan beklenen , yalnızca sorunu anlayacak kadar teknik ayrıntı bilmeleri , fikir oluşturmalarına engelleyecek kadar ayrıntıya boğulmamalarıdır . Görüleceği gibi , beyin fırtınası seansı farklı disiplinlerden gelenlerin beraber çalışmasıyla oluşturulur . Katılımcılardan bazıları , doğrudan doğruya , sorunla teknik açıdan ilgilidirler . Farklı alanlardan gelen diğer katılımcılar ise bu aşamada bir tanıtım bilgisine gereksinim duyarlar .
Sorunun tanımlanmasına ve tartışılmasına ayrılan süre kısa tutulmalı ve on dakikayı aşmamalıdır . Bu aşamada analitik yaklaşımlı sorulardan ve çok fazla ayrıntıya girmekten kaçınılmalıdır . Sorun seansın düzenlenmesini isteyen kişi tarafından veya sorun hakkında bilgisi olan biri tarafından anlatılmalıdır . Çalışmanın yapılmasını isteyen kişi sorunu belli bir biçimde görmektedir ve soruna kendi gördüğü biçimiyle bir çözüm bulunmasını arzu eder . Soruna farklı yaklaşımlar , bir sonraki aşama olan “Sorunun Yeniden Tanımlanması “ aşamasında ele alınacaktır ve görüşlerin belirtilmesinin yeri o aşamadır .
Posted in psikiyatri, psikiyatri doktorları, psikiyatrist, psikiyatrist doktorlar, psikoloji, psikoloji haberleri, ruh sağlığı doktorları | No Comments »
Temmuz 14th, 2008 admin
Beyin fırtınası: Yeni fikirler oluşturmak üzere, düşüncelere engel koymaksızın, önceden belirlenmiş kurallar dahilinde yapılan fikir yaratma yöntemi. Bu kavram bir reklamcı olan Alex Osborn tarafından geliştirilmiştir.
Tanım
Beyin fırtınası, tek başına veya bir grupla yapılabilir; Beyin fırtınası sırasında fikirlerin akla gelir gelmez, açığa çıkması istenir. Fikirler başta yargılanmaz ve eleştirilmez, hiçbir fikir saçma olarak değerlendirilmez, böylece kişinin tüm fikirlerini çekinmeden, aklına geldiği gibi sunması sağlanmaya çalışılır. Yargılama yapılmadığı için fikirlerin birbirini besleyeceği ve evrileceği varsayılır.
Bir konuya çözüm getirmek, karar vermek, hayal yoluyla düşünce ve fikir üretmek için kullanılan yaratıcı bir tekniktir.
Kullanım Alanları:
•Yeni ürün geliştirilmesi: Yeni ürünlerin yaratılması veya varolanların geliştirilmesi için.
•Reklamcılık: Ürün kampanyası geliştirmek için.
•Problem çözmek: Temel nedenler, alternatif çözümler, etki analizi.
•Üretim yönetimi: İşin ve üretim aşamalarının geliştirilmesi.
•Proje yönetimi: Müşteri isteklerinin belirlenmesi, risklerin saptanması, kaynakların, görevlerin, yapılabilir olanların, sorumlulukların ve sorunların belirlenmesi.
•Takım oluşturma: Katılımcıları düşünmeye teşvik ederek fikirlerin paylaşılması ve tartışılması.
Bir Beyin Fırtınası Toplantısı için İzlenecek Kısa Yöntem
Bir beyin fırtınası toplantısının yöntemi konusunda değişik yollar izlenebilir, aşağıda genel hatları ile izlenecek yöntem özetlenmiştir.
•Orta büyüklükte bir toplantı odası bu amaç için kullanılabilir. Odada herkesin oturmasına yetecek kadar sandalye bulunmalıdır. Odada dikkati dağıtacak, telefon, saat gibi şeyler olmamalıdır, cep telefonların ve alarmlarının kapatılması gereklidir. Odada tahta, projektör cihazı, tepegöz gibi görsel desteklerin bulunması gereklidir. Çay, kahve ve yiyecek toplantı sırasında tüketilebilir.
•Konuyla ilgili kişiler toplantıya katılması için davet edilir, bu kişilerin konunun uzmanı olmaları gerekli değildir. Toplantıdan önce kişiler toplantı konusu hakkında bilgilendirilmelidir.
•Tartışılacak konu başlığı, genellikle soru olacak şekilde herkesin görebileceği şekilde, bir panoya (veya benzeri) yazılmalıdır.
•Herkesin fikrini bir kağıda veya post-it kağıtlarına yazması sağlanır veya bir kişi bütün fikirleri tahtaya yazar. Bu yazılanların toplantıya katılanların görebileceği bir şekilde düzenlenmesi yapılır.
•Bir kişi toplantı’yı yönlendirmek için seçilir, bu kişi herkesin fikrini belirtmesini, saçma veya komik gözükse de tüm fikirlerin açığa çıkmasını sağlamalıdır. Toplantı yönlendiricisi, toplantının odağını kaybetmemesi için uğraş vermelidir.
•Belli bir süre sonunda fikir yaratma sürecine son verilir.
•Fikirler, konularına ve ana sorun ile ilişkilerine göre sınıflandırılmalıdır. Bu işlemi toplantı yönlendiricisi yapar. Fikirlerin tartışılması bu aşamada yapılır, ek fikirler üretilmesi mümkündür.
•Ana konu ve ilgili sorunları ile ilgili fikirler aşamalı olarak tartışılır.
•Liste tekrar gözden geçirilmeli ve herkesin listeyi anlaması sağlanmalıdır. Bu sırada yinelenen veya saçma fikirler listeden çıkarılmalıdır.
Posted in psikiyatri, psikiyatri doktorları, psikiyatrist, psikiyatrist doktorlar, psikoloji, psikoloji haberleri, ruh sağlığı doktorları | No Comments »
Temmuz 14th, 2008 admin
Beyin Fırtınası Etkinliği, bir konuşma tartışma tekniğidir.
Normal bir tartışma ortamında tartışanlar, fikirlerinin eleştirilmesinden çekindikleri için her fikirlerini cesaretle söyleyemezler. Beyin Fırtınasında fikir eleştirme yoktur. Bu, katılımcıların her fikrini rahatça söylemesini sağlar ve ortaya bir çok fikir çıkar. Katılımcılar sırayla ve hızlı hızlı fikirlerini söylerler, bekleme olmaz.
Ortada iki tane havuz oluşturulur - bir sorun havuzu ve bir çözüm havuzu. Fikrini söyleyen kişi fikrini bir karta yazar ve havuzlardan uygun olanına yapıştırır. Etkinlik sonuna kadar havuzda bir çok kart birikmiş olur. Etkinlik sonunda kartlar ele alınır ve ayrıştırılır, benzer fikirler bir arada tutulur ve değişik fikirler yanyana sıralanır. Bunlar değerlendirilir ve sonuç kağıdına yazılır.
İstenirse etkinliğe ikinci bölümle devam edilir ve bu bölümde uçuk fikirlerin - gerçekleşmesi çok zor veya hemen hemen imkansız olsa da - söylenmesi istenir ve amaç bu uçuk fikirlerden esinlenerek yeni bakış açıları kazanmaktır. İstenirse bu uçuk fikirlere ilk bölümde de çok yer verilebilir. Ortaya bir çok fikir çıkması istendiğinde kullanılabilecek bir etkinliktir.
Kaynak: Öğretimi Planlama Uygulama ve Değerlendirme kitabı (Ergin Erginer, Anı Yayıncılık)
Not: Kitapta bu etkinliğin çok daha iyi bir anlatımını ve bu etkinliğin geniş bir hazırlıkla yapılmışgüzel bir uygulamasını bulabilirsiniz. Ayrıca bir çok değişik konuşma ve tartışma tekniği etkinliği de kitapta uygulamalı bir şekilde anlatılmaktadır.
Kaynak: pozitron.sdu.edu.tr
Posted in psikiyatri, psikiyatrist, psikiyatrist doktorlar, psikoloji, psikoloji haberleri | No Comments »
Temmuz 14th, 2008 admin
Ciddi bir zaman kaybı olmakla beraber doğru yerine yanlış şeylerin ortaya konabileceği bir şey haline dönüşebilir. Önemli olan amaca uygun sonuçların yakalanacağı etkin beyin fırtınası toplantıları yapmaksa işte o zaman dikkat edilmesi gereken bazı noktalar var;
1. Beyin fırtınasını sadece fikir toplamak için yapmayın aksine
fikirleri birleştirip neler çıkabileceğine yada fikirlerin daha
geliştirilmesine odaklanın. Eğer sadece fikir toplayacaksanız
vaktinizi böyle harcamayın eski usul öneri sistemi vb. uygulamaları
devreye alın.
2. Korkanları bu gruba almayın. Eğer beyin fırtınası yapacağınız
ekibe demotive, aldığı ücretten yakınan, alaycı kişileri alırsanız
yine sonuç hüsran olacaktır. Eğer her sene çalışanlarının %10’unu
işten çıkaran bir şirket iseniz gelenler fikirlerini açıka söylemeye
cesaret edemeyeceklerdir.
3. Önce bireysel sonra ekip olarak beyin fırtınası yapın. Bireysel
fikirler grup içerisinde şekillenir. Beyin fırtınasını yönetcek kişi
bu toplantı önce konuyu herkese iletmiş ise sadece o konuya
odaklanan kişilerin fikirleri grup içerisinde harmanlanarak anlamlı
projeler haline gelebilecektir.
4. Beyin fırtınası şirketin diğer yaratıcı etkinlikleri ile beraber
anlamlıdır. Yani kamuoyu ve pazar araştırmaları, test grupları,
Ar-Ge çalışmaları, alınan danışmanlıklar vb. Örneğin birinin çok iyi
bir fikri grup içerisinde geliştirilir ama bir prototip bile
üretilmez ise rakiplerinizde o ürünü görmeniz an meselesidir.
5. Beyin Fırtınası zamanla gelişen bir beceridir. Konunuzda uzman
olsanız bile bir beyin fırtınasında “ortak akıl” üretme konusunda
başarısız olabilirsiniz. Bu yüzden bu tip çalışmalara ya katılmaya
başlayın yada şirketinizde yapılmasını başlatın.
6. İyi bir beyin fırtınası rekabetçi olmalıdır. Maalesef özellikle
Türkiye’de karşı tarafın fikrini çürütmek matah bir şeymiş gibi bu
tip toplantılarda sık sık göreceğiniz bir şeydir. Rekabetçilik bu
tip toplantılarda daha iyi bir öneri getirmek ile olmalıdır. Sürekli
karşı tarafı çürütmeye çalışmak sadece demotivasyona yol açar. Bu tip toplantılarda herkes kendini grubun bir parçası olarak hissetmeli alternatif fikirler üretebilmek için bilgi ve entellektüel birikimini zorlamalıdır. Ayrıca grup içerisinde kazanan ve kaybeden ortamı yaratılmamalıdır.
7. Beyin fırtınaları sadece iyi fikir ve projeler için
yapılmamalıdır. Bu tip toplantılar herkin kendi alanındaki yeni
gelişmeleri anlattığı bir toplantıya dönüştürülebilir. Yada nasıl
bir sosyal destek kampanyası yapmalıyız şeklinde kar odaklı olmayan amaçlar içinde düzenlenebilmelidir.
8. Mutlaka beyin fırtınası toplantıları iyi yönetilmeli ve kurallara
herkesin uyması sağlanmalıdır. Serbest kürsü tarzı herkesin her şeyi düzensiz bir şekilde söyleyeceği bir toplantı çok anlamlı
olmayacaktır. Bu kurallar ne olmalı derseniz örneğin kimse kimseyi
eleştirmeyecek, çılgın fikirler desteklenecek, amaca yönelik fikir
getirilecek vb.
Kaynak:Savaş Şakar (milliyet.com)
Posted in Kategorilenmemiş, psikiyatri, psikiyatri doktorları, psikiyatrist, psikiyatrist doktorlar, psikoloji, psikoloji haberleri, ruh sağlığı doktorları | No Comments »
Temmuz 14th, 2008 admin
Amerikalı Edwin Land 1943″te sahilde küçük kızının fotoğrafını çektigi zaman kizi sabırsızlıkla, “Baba! Niçin resmi hemen simdi göremiyorum ?” diye sormuştu. Bu soru babayı düşünmeye sevk etti. Düşünmesinin semeresini ise, ona ün kazandıran Polaroid makineyi geliştirerek gördü. Burada küçük kızın, o güne kadar düşünülmemiş veya hayata geçirilememiş bir olay için babasına ilham kaynağı olmuştur. Yeni kesif ve icatlara zemin hazırlayan müessir yollardan biri de beyin fırtınasıdır (Brainstorming).
Beyin fırtınasının temel prensibi sudur: Bir problemi çözmekle görevlendirilen bir grubun üyeleri mümkün olduğu kadar kadar çok fikir üretirler. Buradaki problem illâ da bir sıkıntılı durum olmayabilir (Negatif problem) . Olumlu bir problem de olabilir. Meselâ bir şirket, yil sonunda elde ettiği kâri en verimli bir şekilde nasıl kullanacağını bir beyin fırtınası seansı ile halledebilir. Beyin fırtınası seanslarında üretilen fikirler mantıksız, sıra dışı, çılgınca ve görünüşte imkânsız olabilirler. Burada temel kaide, kesinlikle eleştiri ve kritik olmaması. “Nasil olur?, bu da mi olur ? yahu, hadi be sende !, kafayı mi yedin !! ?” türünden sözler henüz yeni ortaya çıkmış veya çıkacak olan fikri hemen yok edebilir.
Albert Einstein bu konuda söyle demistir: ” Ortaya atılan yeni fikirlerde bir ilginçlik, saçmalık yoksa bu fikirde umut yok demektir.” Dahası başlangıçta aptalca imiş gibi görünen bir fikir, beyin fırtınası ekibinin diger üyeleri üzerinde müspet tesirler icra edebilir. Beyin fırtınası seansında görüşler yüksek sesle söylenmeli ve hemen kaydedilmelidir. 30-40 dk”lik bir seanstan sonra bütün fikirler üyeler tarafından değerlendirilerek en iyi fikir çözüm olarak seçilir.
Beynimizin sağ tarafı, zihindeki resimlerle veya hikâyelerle ilgilenmekten ve çapraz bağıntılar kurmaktan hoşlanır. Beyin fırtınaları çalışmaları sağ beyni uyarır.
Yapılan çalışmalar çocukların (bilhassa 2-7 yas arası) okula gitmeden önce, okul dönemine göre sağ beyni dokuz kat daha fazla kullandıklarını ortaya koymuştur. Yani çocuklar yeni (mucitçe) fikirleri daha fazla üretirler. Durum böyle iken niçin uzun yıllardan beri hiçbir bilim adamımız Nobel mükâfatı almamıştır? Niçin bütün yeni buluş ve icatlar başkaları tarafından yapılmaktadır? Son yüz yıldaki patentlerin yüzde kaçı bize aittir? Cevaplardan bir tanesi, okullarımızda beyin fırtınası gibi yenilikçi düşüncelerin yeterince öğretilmemesi olabilir.
Okullarımızda genellikle meraklı sorular pek teşvik edilmemekte, aksine, çocuklardan kalıplar içinde düşünmeleri ve önceden hazırlanmış cevapları vermeleri istenmektedir. Yeri gelmişken tarihimizdeki duruma kısaca bir göz atıp Mimar Sinanlar”in, Itrîler”in, Fatihler”in, Hazerfenler”in, Gazaliler”in nasıl yetiştiğini daha iyi anlayabiliriz.
Fatih Sultan Mehmet”in kurduğu, Sahn-i Seman Medreseleri”nde fizik, kimya, biyoloji, matematik, astronomi, mantık, felsefe, edebiyat gibi fen ve sosyal bilimler birlikte öğretiliyor, mucit ve kâşifler yetiştiriliyordu.
Havan topunu ilk icat eden Fatih”tir. Barutu ateşli silahlarda ilk kullanan Osmanlılar”dir. İlk uçan insan bir Türk”tür. Mimar Sinan hâlâ aşlamamıştır. Bir Itrî, bir Dede Efendi henüz geçilemedi. Bir Gazali yetişmedi.
Süleymaniye Kütüphanesi hâlen Dünyanın en çok el yazması eser bulunduran kütüphanesidir. Ancak mâzide kalmış bu hâmasî destanlara bakıp iç geçirmektense, davranıp “Eski hâl muhâl, ya yeni hâl, ya izmihlâl” deyip, gayrete gelmenin zamanın çoktan geldiğini ve geçmek üzere olduğunu fark etmeliyiz.
Bir Beyin Fırtınası Seansı
Problem: Şirketimizin bu seneki gelirleri çok düştü zarar ediyoruz.
Seans sırasında ortaya atılan bir görüş: Kuşlar uçar.
Beyin Fırtınası: “Onlar nesnelere bir kusun gözleriyle bakarlar… Her şeyi tepeden iyi bir şekilde görebilirler… Keskin bir görüşleri vardır… Bazen kanat çırpmayı bırakırlar ve aşağıya doğru süzülürler. Ama bunu zarif bir şekilde yaparlar… Çok beceriklidirler… Kaynakları ziyan etmezler… Güçlerini tutumlu şekilde kullanmaya çalışırlar… Nereye gittiklerini biliyor gibidirler… Oysa çok uzaktadır, gittikleri yer… Yolculuğa iyi hazırlanırlar… Her çeşit hava şartlarına hazırdırlar… Gittikleri yere varmayı ümit ederler… Düşmanlarını tanırlar… Bazen kendilerini güvenlik içinde bulurlar… Bazen yırtıcı hayvanlar arasında… Ama her zaman çevrelerinde bütün olup bitenlerin farkındadırlar… Bir yolunu bulup gitmeyi sürdürürler… Her gizli hava akimini kendi hizmetlerine kullanarak.. rüzgârla bozuşmadan.. ama çevreyle basarili bir is birliği sergileyerek… Uçmanın büyüsündeki asaleti daima koruyarak.. dengeyi, kontrolü, ustalığı elden bırakmadan yapabileceklerinin en iyisini yaparlar.”
Posted in psikiyatri, psikiyatri doktorları, psikiyatrist doktorlar, psikoloji, psikoloji haberleri, ruh sağlığı doktorları | No Comments »
Temmuz 14th, 2008 admin
“De Bana Ruhum, Nerede Yaşamak İstersin?”
Kendine yetecek kadar bir dünyayı yaşayan ve bununla “iktifa” eden birçok yönetici bilirim. Bu insanlarla konuşmak, onlara “yeni” ve “orjinal” fikirlerden bahsetmek güneşe öğlen sıcağında gitmek kadar garip gelir bana. Bunların fırtınaları durmuş ve kendilerini emniyete almışlardır.
Yıllarca aynı tastan su içmenin tecrübesiyle konuşmaya başlarlar. Onların “bizim zamanımızda…” diye başlayan hatıralarını ve “şimdiki…” diye devam eden eleştirilerini dinlerken o hatıra kahramanlarını ve yaşanan olayların hep “kaf dağı”nda kaldığını düşünürüm.
Onlara ulaşmak, fikir almak, dünyalarını paylaşmak ne mümkün…
Ama yine de…
O müthiş tasarımıyla uzay filmlerini, çizgi filmleri, hayal gücümüzü genişleten o enfes masalları dinlemenin esrarını çok seviyorum.
Çok seviyorum Nasrettin Hoca’ya Danone aldıran reklam tasarımcılarını, Hollywood’a film çevirmek için giden Moloztaş ailesinden Fred Bey ve Wilma Hanımı…
Nedir o zaman beyin fırtınası?
Aynı hizada duran insanların içinde “çıkıntı”lık yapıp öne atlaya ve bir daha geri dönmeyen… Hedefe hep farklı yollardan giden… Tehlikeli ve bir o kadar da zevkli yolculuklara denir.
Ve onda…
Uykusuz gecelerin, soğuk köpüklü kahvelerin acı tadında kaybolmuş fırtınaların tekrar keşfi vardır.
Istırap, fikri besler. Ona güç ve sihir verir. Büyük adamlar ve büyük fikirler “Kimse yok mu Allah aşkına!” dendiği zamanlarda ortaya çıkmıştır.
Ve beyin fırtınası beynin bedenden ayrılmasıyla başlar. Belki hayallerin bile infazsızca tüketilmesi vardır burada.
Bir süreçtir. Bir çok yeni ve orjinal buluşlardan sonra insanlar hep “Bunu hiç düşünmemiştim!” deyip hayretlerini dile getirmiyorlar mı? Demek ki beyin fırtınasında düşünülmemiş şeylerin bir sıraya konulup hayata geçirilmesi vardır.
“Ne diyorsak ol”
Beyin fırtınasının en büyük engellerinden biri “mantık tuzağı” dır. Sakın bu tuzağa düşmeyin. Mantık en son uygulama safhasında başvuracağımız süreçtir. Kendi içinizde uygulanıyor? Veya bulduğumuz çözümlerin uygulanma ihtimali ne kadar? Mantıksız gibi görünen fikirler ve çözümleri, nasıl kullanılabilir hale gelebilir… vb. Yüzlerce soru kafanızda dolaşmalı ve hiçbirinin kuyruğu bunların hepsine birden büyük bir “hayır” çekmekle başlar.
“olmuyor”, “of” günlük hayatımızda en çok kullandığımız spot ifadelerden biridir. “Acaba ne derler?” “başka ne yapabilirdim ki..”diye de kafiyesini koyduk mu vezni tamamlamış oluruz.
Aslında “olur” . ve “Birçok şey yapabiliriz.” İşte beyin fırtınasıın cümle içindeki tanımı.
Önyargılarınızı bir süre için kullanmayınız. “Bir meyve” sorusuna “elma” , “bir renk” sorusuna “kırmızı” diyen insanlar hiç de az değildir. Buradaki problem “muz” un bir meyve ve “eflatun”un bir renk olduğu gerçeğidir.
İnsanlar farkında olmadan beyin fırtınası yaparlar; ama çözüme ve sonuca götürecek süreçler hazırlanmadığı için heyecanlar orada kalır.
Amacımız nedir? Niçin toplandık? Niye çözüm arıyoruz? Hangi çözümleri bulduk? Elediğimiz çözümler var mı? Ne kadar zamanımız var? Çözümlerin hepsi mantıklı mı? Bulunan çözümlerden kaçta kaçı şu anda uygulanıyor? Veya bulduğumuz çözümlerin uygulanan ihtimali ne kadar? Mantıksız gibi görünen fikirler ve çözümleri, nasıl kullanılabilir hale gelebilir.. vb. Yüzlerce soru kafamızda dolaşmalı ve hiçbirinin kuyruğu birbirine değmemeli.
Bu oturumun diğer oturumlardan tek farkı “niyet” dediğimiz sırlı anahtarlar. Bu kavramın içi dolmalı.
Eğlence başlıyor
Beyin fırtınası için bir araya gelen üyelerin (5-9 kişi) ilk olarak “örnekler”i belirlemesi gerekir. Neyin üzerinde çalışıyorsunuz? “Gereksinim bulgunun anasıdır.” Sözünü muhatap alıyor musunuz? Bu bulguya ne kadar ihtiyacınız var? Bunda ısrarlı mısınız?
Seanslar “resmi” ortamda geçmemeli. Herkes rahat oturmalı. Her hareketini “özgürce” yapmalı. Kafasındaki “acaba” sorusuna asla muhatap bulmamalı.
Seansta ikram fasılları da çok önemlidir.
Beyin fırtınasını “yeni” ye açık üyelerle yapın.
Seanstan önce “veri” ve önceden yapılmış “anket”lerin de çok büyük faydası vardır.
Bu veri ve anketlerin en büyük tehlikesi “önyargı” dediğimiz tuzağa düşülmesidir. Sakın buna fırsat vermeyin. Beyin fırtınası yapan ekibin mümkünse icraatın içinde olması gerekir. İşin inceliğini bilen, konuya vakıf olan bu ekip daha rahat fikir üretebilir ve görüş beyan edebilir. Seansın yapılacağı yer o kadar da önemli değildir. Otobüsün karşılıklı dörtlü koltuğu, bir fabrikanın ıssız bürosu, çay bahçesinin en kuytu köşesi, üzerinden serin dereler geçen sessiz bir köy evi, bir evin en lüks köşesi..vb. yüzlerce yer düşünülebilir.
Söylenen fikirler yazıcı tarafından not edilmelidir. Bu fikirler seansı yapan üyelerin görebileceği yere asılarak “Bu ana kadar neler üretildi?” sorusunun muhatabı bilinmelidir.
Yapılan beyin fırtınasının en son aşamasında toplanan bu yeni ve orjinal fikirlerin belli bir sıraya konulup “uygulanabilirlik” süzgecinden geçirme işlemi olmalıdır.
Ve artık eğlence başlamıştır.
Hasılı
Uçuk fikirlere yıldız koyun.
Anlayışları ve önyargıları vestiyerde bırakın.
Aykırı beyinler bulun ve onlara çift yıldız koyun.
Hayallerinizi ertelemeyin.
Göreceksiniz gerçeğin düğmesini yavaş yavaş çözecek ve altındaki müthiş, fikre ilk siz ulaşacaksınız.
Unutmayın, aşağıdakiler yukarıdakilerin sadece kulaklarına gülerler.
Tıpkı “diğerleri” gibi.
Posted in psikiyatri, psikoloji, psikoloji haberleri, ruh sağlığı doktorları | No Comments »
Temmuz 14th, 2008 admin
Çok başarılı bir reklam ajansında Pazarlama Müdürü olmak kolay değil, ancak Zana için bu çok tatmin edici bir iş. Böyle hızlı tempolu bir sektörde, ürün ve hizmetlerin doğru bir şekilde ve zamanında teslim edilmesi gerekir. Başarılı bir ekip işbirliği ve etkili ekip toplantıları zamanında teslim için vazgeçilmez bir öneme sahiptir. Çoğu durumda, ilk toplantının verimliliği tüm projenin başarısını belirler. Yine çoğu durumda, önemli bir müşteri kritik son dakika isteklerini ve güncelleştirmelerini bildirmek için Zana’yı arar.
Her ekip toplantısının verimli, kıza ve verimli olması yaşamsal öneme sahiptir. Böyle bir gerçek zamanlı ekip çalışması gereksinimiyle Zana üretken toplantıları nasıl yürütür? Tipik bir senaryoyu gözden geçirelim ve bunu nasıl yaptığını bulalım.
Ekibinizin notlarının tümünü tek bir yerde tutun: Toplantı Çalışma Alanı
Zana yeni projeyle ilgili fikirlerin ortaya çıkacağı bir beyin fırtınası için, Outlook 2003′ü kullanarak ekibiyle bir toplantı zamanlar. Toplantı isteğinin içinden bir Toplantı Çalışma Alanı oluşturur. Bu, Outlook 2003′le çalışan toplantı bilgilerini paylaşmaya yönelik bir Windows Sharepoint Services Web sitesidir. Katılan listesi toplantı isteğinin içinden oluşturulur ve çalışma alanı bilgileri toplantı isteğiyle birlikte katılımcılara gönderilir.
Toplantı Çalışma Alanı’nda Zana gündem öğeleri ekleyebilir ve destekleyici belgelerle proje bilgilerini gönderebilir. Ayrıca, ekibin işbirliği içinde beyin fırtınası gerçekleştirmek için kullanacağı bir OneNote bölümü dosyası da ayarlar. Merkezi Toplantı Çalışma Alanı, ekibinin tüm üyelerinin aynı bilgilere erişmesine ve notları kolayca paylaşmasına olanak tanır.
Toplantı öncesinde, her ekip üyesi Toplantı Çalışma Alanı’nda gündem gibi projeyle ilgili bilgileri gözden geçirebilir. Ayrıca, isterlerse bilgi veya gündem öğesi ekleyebilirler.
Bir anda gelen parlak fikirleri OneNote’ta yakalama
Toplantıda, Zana OneNote’u ve Toplantı Çalışma Alanı’nda ayarlamış olduğu bölümü açar. Bundan sonra paylaşılan bir OneNote oturumu ayarlar ve oturuma katılabilmeleri için ekibinin tüm üyelerine birer davet gönderir.
Toplantının ana hedeflerinden biri bir müşteri için beyin fırtınası yapmak olduğundan, Zana’nın herkesin yaratıcılığını yakalayabilmesi gerekir. OneNote’u kullanarak ekip üyeleri reklam konusundaki fikirlerini tümüyle gerçek zamanlı olarak çizebilir, çizelge haline getirebilir, klavyeyle veya el yazısıyla yazabilirler. Zana, tartışmaları yönetir ve OneNote’un ses kayıt özelliğini kullanarak kaydeder. Ana kararlar ve kavramlar kolayca düzenlenebilmeleri ve alınabilmeleri için Not bayraklarıyla işaretlenir. Ekibin beyin fırtınası oturumu tamamlandığında, OneNote notları ve ses kayıtları Toplanı Çalışma Alanı’nda depolanır.
Toplantıdan sonra, ekip üyeleri kendi kalabalık Gelen Kutularına güvenmek yerine, toplantıdaki son güncelleştirmeleri ve bilgileri almak için Toplantı Çalışma Alanı’ndan çalışır.
Toplantıda beyin fırtınası yapmak için OneNote’un kullanılmasıyla, bir araya toplanmış bir dizi fikir üretildi ve ekipteki herkes bunlara erişebildi. Zana’nın ekibindeki herkes artık aynı noktada olduklarını bilerek hedeflerine doğru hızla ilerleyebilir.
Posted in psikiyatri, psikoloji | No Comments »
Temmuz 14th, 2008 admin
Cesur, girişimci, yenilikçi… Türkiye’nin önde gelen iki kuruluşunun CEO’su İbrahim Aybar ve Ömer Aras, Türk yönetici profilinin özelliklerini İnfomag için irdeledi. Leyla Emanet
Bu ayki beyin fırtınası toplantımızı Baltaş Gruba bağlı Baltaş & Eksen tarafından yapılan “Geleceğin Dünyasında Türk İş Liderleri Araştırması” üzerine yaptık. Avrupa’da benzerleri yapılan çalışma, ilk kez Türkiye’de yapıldı ve 222 Türk iş liderine sorular yöneltildi. Üst ve orta düzey yöneticilerin yanıtlarıyla ortaya çıkan araştırma sonuçlarını, Türkiye’nin önde gelen iki kuruluşun CEO’su ve İnfomag ekibi ilk dinleyenler oldu. Bize de iki CEO’nun tepkilerini, eleştirilerini yakından görme fırsatı doğdu. Renault Mais Genel Müdürü İbrahim Aybar ve Finansbank Genel Müdürü Ömer Aras, sunum sırasında merak ettiklerini Baltaş&Baltaş Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Acar Baltaş sordu. Aldıkları yanıtlar sonrasında biz de onlara sorular yönelttik. İlk kez açıklanan Türk İş Liderleri Araştırmasıyla CEO’ların gözünden Türk iş liderlerinin özellikleri ve dünyadaki diğer liderler aralarındaki farkları yorumlandı. Aras ve Aybar, Türk yöneticilerin yenilikçi kimliğine vurgu yaparken, planlı olmak ve çalışkanlık üzerine görüşlerini de açıkladılar. Araştırma sonuçlarına göre, Türk iş liderleri yeniliğe açık, kolay ilişki kuruyor, girişimci fakat baskı altındayken fevri, ön planda olmaktan hoşlanıyor. Araştırma sonuçları hayli detaylı ve ilginç… Biz bir kısmını beyin fırtınası toplantısında tartıştık…
Kaynak: infomag.com
Posted in psikiyatri, psikoloji | No Comments »